Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Allah'ım
! Nefislerimizin terbiyesinde bize yardımcı ol... Bizi doğru yoluna kavuştur. Allah'ım,kalplerimizi
nurlandır, nurlandır ki, insanlar nurumuzdan istifade etsinler. Bize ünsiyet şarabından
içir, içir ki susuzluğumuzdan eser kalmasın... Bize şükrü ilham et. Allah'ım ! Bizi
yalancılıktan uzak eyle, ( amin )
Yâ Rabbî.
Bize sarsılmaz bir imân, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalp, sabredici beden,
zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, sâlih evlat, dünya
ve ahirette güzellik ihsan et, ana ve babamızı da mağfiret eyle... Ya Rabbî...
Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyanın, Ehl-i beytin, Eshab-ı
kiramın ve bütün evliyay-ı kiramın sevgisini ve sevgisine kavuşturacak amel ve
işleri nasip eyle... ( amin )
Rabbimiz!
Güçsüzlüğümüzü ve Senin isteklerini yerine getirmedeki yeteneksizliğimizi
Sana şikayet ediyoruz. Üzüntümüzü ve tasamızı da yalnız Sana arz ediyoruz.
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz
ihtiyaç,
Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar...
Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur'an-ı Kerim'i, kalbimizin
baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap. ( amin )
Başlamak için en uygun zamanı beklersen, hiç başlamayabilirsin, şimdi başla!Şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla...
"Kalbinizi Unutmuşsunuz Bey Efendi Hanım Efendi, Kalbinizi!!!"
Unutkandır insan. En çok da kendini unutur. İnsan yanını yitirir. Sık sık kalbini düşürür göğsünden. Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü. Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını. Şehrin gürültüsünde, telaşların yangınında, görsel kandırmaların kuytusunda, yüzüne serince değen, senden hiç yüz çevirmeyen, boş söz ve yalan söylemeyen, unuttuğun yanlarını hatırlayan, düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan, çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen, yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümeyle koyup gelen bir dost içtenliğini...
...kim istemez?
Ateşli politik cepheleşmelerde, ezici küresel gündemlerde unuttuğumuz nedir? Gündelik telaşlarda, taraflılıklara indirgenen bakışlarda yitirdiğimiz kimdir? En acımasız siyasal rakiplerin birlikte ağladığı bir görüntü yok mudur ülkemizde? İri puntolu manşetlerin, kalın harfli köşe yazılarının kalıplarını kırıp da, savunmasız ve çıplak yanlarımıza aniden dokunuveren bir, bizi kol kola getiren, herkesi birlikte kucaklayan, kucaklatan bir ortak sevincimiz yok mudur? Yeryüzünün kavgalara boğulmuş, tarafgirliklere parsellenmiş acılı yüzünde, hele de bu ülkenin coğrafyasında, o kadar çok ortak sızımız var ki, ortak hazzımız var ki? Niye kavga ediyoruz? Neyi bölüşemiyoruz?
Siyasal etiketleri bir düşürsek yakamızdan. Sayısal etkilenmeleri bir kenara koyuversek... Ortak değerlerimize eğileceğiz hüzünle.. Ortak kaygılarımızın başında kucaklaşacağız umutla. İnsanın olduğu her yerde, insan özünün unutulmadığı her zeminde bir huzur umudu vardır, sevinçlerin gök mavisi saklıdır.
Hayat Kısa,
Kuralları Yık,
Kolay Affet,
Kalpten Sev,
Kahkahalara Boğul,
Ve Yüzünü Güldürmeyi Başaran Hiç Bir Şeye Sırtını Dönme...
Katre olup umman gibi coşmak, zerre olup küre-i arzı sarmak, günleri an hesabıyla yaşamak, buradayken orada olmak ve O'nu yaşamak için...
Cumamız, İslam'ın güneşi kadar aydın, bir Mü'minin tebessümü kadar tatlı Muhammed-ül
Emin'i (sav) hatırlatan Gül kadar güzel, çocuklar kadar neşeli ve
Rabbimin yaratmış olduğu kainatın tüm güzellikleri ile beraber olsun ve
geçsin inşaAllah..
Allah'ın Selam ve Rahmeti Mağfiret ve hidayeti Lütfu Keremi inayeti ve ihsanı üzerinize olsun.
Vakti Şerif CuMa'dır hayr olsun. Gününüz Aydın olsun.
Olsun ki, yürekler atsın Allah Allah diye.
Olsun ki, Aşk-ı Muhammed gönüllere azık olsun.
Olsun ki, paramparça bu ümmet;
Kardeşlik bilinciyle kaynatılmış, tevhid temeli üzerine kurulmuş,
çatısı Kuran, ziyneti sünnet olan bir kaleye dönüşşün! ..
Allah'ın
selamı mağfireti bereketi nuru hidayeti sevgisi sizin ve tüm müslüman
kardeşlerimizin üzerine olsun.
Gününüz aydın huzurlu mutlu cıvıl cıvıl
olsun.
CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN.
Rabbim bu
güzel günün manevi huzurunu üzerimizden eksik etmesin kardeşlerim dua
edelim inşallah.
Tüm müslüman kardeşlerimize inşallah.bizler ne kadar
dua ederse müslüman kardeşlerimize bir melek amin diyor aynı yapılan
dualar senin üzerine olsun onun icin dularımızı bu düşünceyle yapalım
insallah.
Mücrimiz, geldik dayandık kapına YA RAB.. Biliriz ne denli bir bataklık sarmış benliğimizi, bir buz çölünde ilerliyoruz, ne yol belli ne akibet.
Allah'ım; İstikametini şaşırmış bu
mücrim kullarına merhamet et... Korku var elbet yüreğimizde; lakin
rahmetinin umudu daha da yükseklerde... gazabın hak, ancak rahmetin
daha da yükseklerde... Ey dulara icabet eden , EL AFUV olan adının
hürmetine bağışla bizleri...sen affetmeyi seversin, kasem olsun sen
annemizden de şefkatlisin. Allah'ım; bizleri efendimizin (S.A.V)'in
ahlakıyla ahlaklandır, Kur'anı hakiminin izzetiyle şereflendir. Mücrim
de olsak, günaha da batsak gidecek başka yol yok... Dua tek
ehemmiyetimiz, affına mazhar kıl bizi RABBİİİM... bu sitede duasını dillendiren ve
birbirine dua eden kullarına rahmetinle, ihsanınla muamele eyle...
Duaları işiten ve icabet eden Rabbim... Dualarımızı efendimiz ve
ashabının hatırına kabul eyle...
"Anarşi ve terör" kavramlarının Kur'an
terminolojisindeki karşılığı, "fitne"dir. Asıl olarak
altın ve gümüş gibi 'herhangi bir maden cevherini, iyisini kötüsünden ayırmak
için ateşe atmak' anlamına gelen fitne/terör, sözlükte; 'azap, belâ, musibet ve
imtihan' anlamlarının yanı sıra; 'azap, belâ ve musibete sevk eden şey'
manalarına da gelir.1
'Fitne' kelimesi; Kur'an'da şirk, küfür,
günah, bozgunculuk, kavga, ihtilâl, isyan, anarşi, kargaşa, bölücülük, fesat,
imtihan, belâ, musîbet, azap, işkence, zarar verme, sabotaj, sapıklık gibi
mânalarda kullanılmış, 'insanlara sıkıntı veren' her şey 'fitne'
kapsamına alınmıştır.2
Buna göre fitne, 'Müslümanlar arasında bölücülük
yapmak; onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak';
kısaca 'isyan, kargaşa, tefrika/bölücülük'
demektir.
1. Râğib el-İsfahânî, Ebu'l-Kâsım el-Hüseyn b. Muhammed:
el-Müfredât fî ğarîbi'l-Kur'ân, th., Muhammed Seyyid Geylânî, Beyrut ts., "ftn"
md., s. 559-560. 2. Abdulbakî, Muhammed Fuad,
el-Mu'cemu'l-mufehres li-elfâzı'l-Kur'ani'l-Kerîm, İstanbul 1982, s. 511-512;
İbn Manzûr, Ebu'l-Fadl Cemalüddîn Muhammed b. Mükerrem, Lisânü'l-arab, Beyrut
ts., 317-320; Râğib, Müfredât, "ftn" md., s.
559-560.
Yarın bayram dolayısıyla internete girme imkanı bulamayız belki.
Şimdi den bayramlaşalım istedik.
Başı
rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, cehennemden kurtuluş olan, bir Onbir
Ayın Sultanı'nı daha uğurluyoruz. Artık gönüllerde bayram esintileri
esmeye, ruhlarımızda Ramazan-ı Şerifin sağanak sağanak yağan rahmet
çağlayanlarının hazzını derinlemesine duymaya başladık.
Evet
bu mübarek ayda tutulan oruçlar, verilen sadakalar, yapılan yardımlar,
okunan Kuran-ı Mucüz-ül Beyandan esintiler, Kudret-i Sonsuzun nezdinde
öyle büyük mükâfatlara mazhar oldu ki; bu kutlu zaman dilimine ulaşıpta
ondan istifade edemeyen gafiller, büyük bir kayıp içine düştüler
maalesef.
Bayram, esasen Rabbi Rahimimizin bizleri affettiği gün olacaktır. Büyük alim, ALLAH dostu Alvarlı Efe Hazretleri :
Mevla bizi affede,
Bayram o bayram olur,
Cürm-ü hatalar gide,
Bayram o bayram olur,
Nağmeleriyle, gönül pınarındaki esintileri bizlere aksettiriyor ve
cehennemden azat olduğumuz kurtuluş günümüzün bizim esas bayramımız
olacağını bizlere hatırlatıyor.
İnanan
insan da esasen bu gerçek bayramlara ulaşabilmenin endişesi ve
düşüncesi içinde olmalı, her davranışını "büyük buluşma" ya göre
ayarlamalıdır.
Rabbim Ramazan Bayramınızı mübarek eylesin.
Bayram İslam Alemi namına hayırlara vesile olur inşaALLAH..
Ümmet-i Muhammed arasındaki ayrılıkları birliğe çevirsin.
Küffara karşı sesimizi gür, kılıcımızı keskin,
yöneticilerimizi de Hakk ile hükmedenlerden eylesin inşaALLAH...
Siz
Değerli ve de Kıymetli Kardeşimin Tüm inananların Ramazan Bayramını
en içten dileklerimle tebrik eder, Rabbimizin bizi affettiği gerçek
bayramlarda buluşmayı temenni ederim.
Sana salat,Sana selam EY NEBİ ! Sana selam verirken dahi öylesine acizim ki.. Damağım kupkuru bir rüzgar ,kilitlendim Efendim.. Bu şahralarda yalnız,bir başıma,ırmaklarım çekildi,dağıldı bir-bir şefkat izlerim... Hayatın,hayatım olsaydı,yanmazdım bu şahte yankılarda biliyorum.. çopansız kalmazdı sürülerim,pusulam,yol rehberim kaybolmazdı... Aldananlar arasında şimdi bende varım Efendim.. Göz yaşlarım Hazret Ömer gibi aksaydı,yaralarım kabuk bağlardı o zaman bilirim.. uykularım Sensiz kalmazdı o zaman,rüyalarım iftikakının sancısıyla kıvranmazdı.. EY Medine'nın Gülü ! EY ruh sümbülüm ! Çanakkale'ye koştuğun gibi yettişsen istilaya uğramış gönül toprağıma ! Düşman dört bir yana saldırıyor.. Toprağım,tüfeklerim,mermilerim ağlıyor... İçimin yangınını nasıl tarif edeyım ? EY medetkarım ! Ruhumun yarıklarını ,söküklerini acemi terzilerin ellerine bıraktım.. Kesip biçtiler beni..Bir bilsen ,bir duysan ,nasıl acıyor içim Efendim ! Ben nasıl yağmalandım ! Kendimi şikayet ediyorum Sana Efendim..Ben böyle olmamalıydım.. Sıddık-ı Ekber (r.a.)gibi azap Ayetleri duyunca haşmetinden yıkılıp kalmalıydım.. Hazret Osman gibi ,tibki Onun gibi Sana vefalı,Sana sadık kalmalıydım.. Sevmeyi bilemedim Sultanım..Göz yaşı dahi dökmeyi beceremedim.. Nemrut ateşlerinde dağlandım,Firavun saraylarında yılanlara yem oldum.. EY Ab-ı hayatım Efendim ! EY Ruy-i zeminimin misk-u amber kokusu ! Seni hakkıyla bilemeyen bendim,aşkına yalancı sevgiler ekleyen bendim.. Şimdi gözyaşlarım dahi hak etmiyor sevgini.. Ama dirilmek istiyorum Efendim ! Şu mahcup yakarışıma bir lebbeyk hitabınla teşrif buyurmazmısın, şu yosun tutmuş yürek feryadıma EY NEBİ Mahzun fakire bir gül...muşturlarla gel ne olur ötelerden.. Hicranıma merhem ol EY NEBİ ! umarsız bırakma şu garibi.. Gel !yeniden yanginlasın umut bestelerim..bende Cafer-i Tayyar gibi kolsuz,kanatlayıp diyarına uçayım... EY çöleşmiş yüreğimde nergis,nergis kokan Gül ! EY kuraklamısmış yüreğime damla-damla düşen Rahmet ! EY parçalanmış evrenimde tomurcuk-tomurcuk açan bahar ! Sana salat,Sana selam EY NEBİ ! Bırakma ellerimi EY GÜL-İ vefa ! ESSELAMUN ALEYKUM ve RAHMETULLAH.. EL FU EL Fİ SALATIN ve EL FU EL Fİ SELAMIN ALEYKE YA HABİB ALLAHA..(sallallahu aleyhi ve sellem...
Ey Rabbim! Huzurda olmanın huzuruyla, manasını bilerek, tek, yüce ve sonsuz olduğunu idrak ederek geldim 'Namaz huzur iledir' dedin. Bir hiç olmanın bilinci ile geldim Abdestin diriltici nefesiyle ve ruhuma işlenen manasıyla, ardında geçmişi ve geleceği bırakarak anı yaşamanın sevinci ile geldim Gönül secdeleri ile geldim?Gönlün işaret ettiği dilinle 'Ya Hu, ya Hu, ya Hu! ' lar/ la ? Ya Rabbi, her ezanda davet ettiğin, 'Haydin felaha, haydin kurtuluşa! 'sözü / ile Ey gözleri ve gönülleri aydınlatan, kurtar bizi nefsin karanlıklarından!Kulluğumu arz etmek, acziyetimi sunmak ve bunlar ile azametini duymak için huzurundayım. Suçlarımı itiraf ve büyüklüğünü ikrar için buradayım. Yüce âleminde tüm kâinatı arkama aldım ve gönlümü Sana açtımİşte huzurunda, kıyamdayımRabbim, Sen gelenleri boş çevirmezsin, duamı, niyetimi kabul eyle! Amin...
Gönlümüzü saflaştırıp aşkın ile terbiye eyle...
Bizleri Ramazan-ı şerifin şefaatine nâil kıl, şikayetinden emin eyle Vakti-i şerif, Cuma, ahir, akibet ve Ramazan-ı şerif hayrola!
Hayırlı CumaLar, "Aşk olsun!!, "Aşkınız cemal olsun efendim!!",
"Cemaliniz nur olsun!!", "Nurunuz ayn olsun!!" HayırLa kalın güzel
insanlar, gönül dostalarım. Bu fakiride dualarınızda anmayı unutmayın
inşaallah
BEREKETLİ VE FEYİZLİ OLMASI SEBEBİYLE MÜBAREK, KULLARIN AF VE TEMİZE ÇIKMASI SEBEBİYLE BERAAT , MÜ'MİNLERİN İHSANA KAVUŞMASI NEDENİYLE RAHMET OLAN BU GECEYİ İHYA EDELİM.
SİZ DEĞERLİ KARDEŞİMİN VE ÜMMET-İ MUHAMMED'İN
MÜBAREK BERAT KANDİLLERİNİ EN İÇTEN DİLEKLERİMLE TEBRİK EDER.
YÜCE ALLAH 'TAN TÜM İNSANLIĞA SAĞLIK
MUTLULUK,HUZUR,KARDEŞLİK VE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI NİYAZ EDERİM.
berat kandilinin öncelikle kendi nefsimizin arzularından ber-at etmemize ve bütün müslüman kardeşlerimizin hidayet ve selametine vesile olmasını rabbimizden niyaz ederiz
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış
sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat,mucizelerin en büyüğüdür.Miraç mucizesi Kuran-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur’ân’da şöyle anlatılır: “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece
Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız
Mescid-i Aksâ’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten,
herşeyi hakkıyla görendir.” Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle’ anlatılır:“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.”
-Önce buluta verdi sırrını. -Ağır geldi sır buluta. -Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını. -Sonra göle gitti su. -Ona anlattı derdini. -Bu arada bulut suyun sırrını tekrar tekrar
yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için ,
zaman zaman taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu.
-Sonra nehre ulaştı suyun sırrı. -Nehir aldı suyun sırrını çekti gitti. -Dereye verdi. -Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden ,
O da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze.. -Çağlayanlar, şelaleler,akarsular.. -Hepsi kayboluyordu bir anda. -Sonra bir gün su takip etti dereyi. -Dereye, okyanusa kavuşunca farketti su, bütün sırlarının
akarsularla, çağlayanlarla,ırmaklarla... okyanusa taşındığını. -Karar verdi su. Sırrını okyanusa verecekti. - Öyle de yaptı zaten.Tüm sırlarını okyanusa verdi. -Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu.
-Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını,
"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"
"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım."
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var.
Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.
Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.
Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....
- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu.
- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu, herşeyin O'ndan geldiğini bilir. Onun için dönüp bakmadı bile...
Cuma günü bana çokça salavat getirin. Çünkü, Cuma, meleklerin şehadet ettiği şahitli bir gündür. Bana salavat getiren bir kulun sesi, nerede olursa olsun bana ulaşır.” CUMANIZ MÜBAREK OLSUN!!!
Esselamualeyküm sevgili kardeşim.. Üç temmuz perşembeyi Cumaya bağlayan gece, üç ayların başlangıcı olan Regâib kandilini en güzel şekilde idrak etmeyi, Yüce Rabbimizden, yapılan bütün duaları ve ibadetleri kabul etmesini ve tüm İslam alemine Dostluk, Barış, Sevgi, Hoşgörü ve hayırlar getirmesini niyaz ederiz... Bu güzel gecenin feyz ve bereketi hepinizin üzerine olsun... Yaptığımız ibadetleri Allah rızası için, Dualarımız bütün Müslüman kardeşlerimiz için olsun. Rabbimizin bağışlaması hepimizin üzerine olsun inş... Kandiliniz Mubarek olsun...